Neden Gelibolu ?
1915 Çanakkale- Gelibolu Savaslari'ni konu alan yagli boya resim çalismalarimin içerigi,
savasin dramatik olgusunun kimi zaman gerçek görüntüleri, kimi zaman efsaneleri içinde
gelisen yogun duygularimin sürrealist yorumu olarak biçimlenmistir.
Hepimizce bilindigi gibi bu anlami inanilamayacak kadar büyük bir savastir.
Iki yil boyunca konu üzerinde yaptigim çalismalar, yöreye yaptigim sayisiz seyehatler,
okudugum kitap ve hikayeler, edindigim özel film ve fotograflara ile büyüsüne kapilip
gidiverdigim yogun duygularimi tuvallere aktarmak, önüne geçilmez bir tutku oldu benim için.
Hala ben mi hayalerimi besliyorum, yoksa hayallerim mi beni sürüklüyor belirsiz ama
içinde kaybolmaktan mutlu oldugum düssel bir atmosferde tuvallerin karsisinda
buluyorum kendimi. Çogu kez hüzünle kimi zaman öfkeyle kimi zaman da savasin efsane
benzeri hikayeleri içerisinde yasayip, o savas enerjisini içimde duyarak tümünü
renklere dönüsmüs halde tuvallerle bulusturuyorum. Bazen de sessiz bir bekleyisle
boslukta sallandigimi hissediyorum.
Iste bu duygularla yoldayim.
Yalnizca bir noktayi kesinlikle vurgulamak isterim. Bu bir belgesel degildir.
Ama masalsi olabilir ve dilerim düsüncelerde dahi ulasilmasi zor olan bir
efsaneye dönüsebilir.
Bu konuya bu kadar içtenlikle yaklasmamin nedeni belki de çok genç
iki yakinimi 42 yasindaki ablami ve 19 yasindaki gencecik varligimizi
yitirmem ve yasamak zorunda kaldiklarimin karsisinda çaresiz bakakalisim olmustur.
Belki de bu benim tüm genç ölüler için agitimdir.
Yogun duygular tasidigim o günlerde sevgili arkadasim Tayfun Gönüllü ile
Çanakkkale sohbetlerimiz sevgili Buket Uzuner in Gelibolu isimli kitabi ardindan
25 Nisan Anzak (Avustralya-Yeni Zellanda) Günleri ve birçok gelibolu ziyareti beni
birseyler yapmaya zorladi. Yapabilecegim tek sey ise "resim" idi.
Iki yila yakindir bu imgelerle uyudum, uyandim düslerimde yasadim. Yüzlerce hikayeyi
beynimden duygularimdan süzülerek gelen renkler halinde tuvallerime aktariyorum.
Savasi yasayanlar kadar aci çekmedik. Savasi onlar kadar anlayamayiz. Ama bu gün
sahip oldugumuz yurdumuzun her kösesini canlari pahasina savunarak bize birakan
atalarimizin anilarina daha saygili, daha bilinçli sahip çikmamiz topraklarimizin
degerinin ölçülemez oldugunu unutmamamiz gerekir inancindayim.
Anzaklar binlerce kilometre uzaklardan gelerek atalarinin anilarina sahip çikiyorlar.
Bizim de atalarimizin anilarini canli tutarak korumak görevimiz olmalidir.
Yaratmaya çalistigim eser tüm sehitlere adanmis bir duadir.